Close

Kafka’nın Milena’sını yakından tanımak ister misiniz?

Aslında onu sadece, “Milena’ya Mektuplar” eserinden biliyoruz. Kafka’nın ona yazdığı mektuplardan.. İşte Sezer Duru bu durumdan dolayı Milena’yı daha iyi tanımamız için onun yaşamını daha iyi anlamamız için bu eseri derlemiş.

Önsözde şu cümleler ile açıklamış neden bu eseri derlediğini:

“Milena Jesenska’ya kendi tarzının en güzel ve en etkileyici aşk mektupları yazılmıştır. Franz Kafka ona çoğu kez adıyla seslenmiştir. Mektuplar edebiyat bilimcileri tarafından en ufak ayrıntısına kadar incelenmiş ve bu konuda ortaya birçok kitap çıkmıştır. Milena Jesenska’nın yaşamı ise birçok kimse tarafından bilinmez. Milena’nın sadece bir aşk ilişkisi çerçevesinde ele alınması eksikliktir.
Milena Jesenska yirmi yıl boyunca gazeteci olarak çalışmış, yüzlerce makale, yazı ve röportaj yayımlamıştır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Viyana’da yazmaya başlamış, Nazi Almanyası’nın Çekoslovakya’yı işgalinden sonra işini bırakmak zorunda kalmıştır. Faşizme karşı büyük bir mücadele vermiştir, bu onun yaşamına mâl olmuştur.
Sayısız yazısı içinden bir seçme yaptım. Bu benzersiz kadının Kafka’nın gölgesi dışındaki yaşam öyküsünün okurların ilgisini çekeceğini umuyorum.”

Önsözde de yazıldığı gibi benzersiz bir kadın. Yaşamını okuduğumda, onun yaşadıkları beni etkiledi. Kendini bulması, kendini tanıması, yaptığı hataları fark etmesi kısacası onu daha iyi anladım. Zorluklarla başa çıkmaya çalışması, güçlü bir kadın olarak kendi yaşamanı eline alarak kendini kanıtlamak istemesi, yaşamını hiçe sayarak birçok kişiye yardım etmesini okumak ve onunla tanışmak çok güzeldi.

Kitap, ilk başta Milena’nın hayatını anlatıyor. İkinci bölümde Sezer Duru tarafından seçilen gazetelere yazdığı bazı yazıları okuyoruz. Ve ben kalemini baya beğendim. Anlamak istediği konuları çekinmeden kaleme almış. Son bölümde de Max Brod’a yazdığı bazı mektuplar yer alıyor. Bir de Franz Kafka’nın eserleri ile ilgili bir bilgi. Sezer Duru kapsamlı bir araştırma yaparak bu kitabı yazmış.

Franz Kafka öldüğünde Milena onun hakkında şu cümleleri yazmış:

“İnsanları ancak büyük duyarlığa sahip birinin tanıyabileceği biçimde tanıyordu. Yalnızdı ve karşısındakini, yüzünde gördüğü tek bir belirtiden, neredeyse bir insan sarrafı gibi kavrıyordu. Dünyayı alışılmamış ve derin bir biçimde tanıyordu, kendisi de alışılmamış ve derin bir dünyaydı. Genç Alman yazınının en önemli yapıtlarından sayılacak kitaplar yazdı; bu kitaplar hiç de büyük sözlere başvurmadan bugünkü kuşağın kavgasını anlatır. Öylesine gerçek, çıplak ve acı vericidirler ki, simge olarak kullanıldıklarında bile doğal bir etki yaparlar. Dünyayı tüm çıplaklığı ile görmüş, bu yüzden de ona dayanamamış ve ölmek zorunda kalmış bir insanın kuru alayları ve hassas şaşırmalarıyla doludur. Geriye çekilmek istememiş ve başkaları gibi, öznel olarak namuslu da olsa, bilinçaltı düşünsel hatalarla kendisini kurtarmaya kalkmamıştır.”

“Kitaplarının hepsi insanlar arasındaki gizli yanlış anlaşılmaların dehşetini ve işlenmemiş suçları anlatır. Olağanüstü ince bir ruh yapısına sahip olan bir insan ve sanatçıydı, öyle ki, onun kadar hassas olmayan başkalarının, kendilerini sağlam hissettikleri yerde bile o, bir şeyler hissediyordu.”

Kitabı çok beğendim. Milena’yı tanımak çok güzeldi. Eğer onun yaşamını merak ediyorsanız mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

“Ama ben kendim için hep bir çıkış yolu arıyorum, hep bir çözüm, hep iyi olanı ve doğru olanı.”

“Bir gün devletler, bizim tek tek insan olarak birbirimizi anladığımız gibi anlayabilecekler mi birbirlerini? Ülkeler arasındaki sınırlar kalkacak mı bir gün, tıpkı birbirimize yaklaştığımızda bizim aramızda kalktığı gibi?”

“Büyük olaylar nasıl gelişir? Beklenmedik bir anda ve birden.”

“Herkes hayatta olmayacak şeylerin olmasını bekler.”

“Kendini savunmayan, her şeyi kaybeder.”

“Haberler havan ateşi gibi yayılır. Sansasyon haberleri kendiliğinden susar sonra, oysa gerçek haberler ısrarla kalır, yoğunlaşır, biçimlenir, nefes almaya, yaşamaya başlar.”

“İnsanlar granittense halk kontrol altına alınamaz.”

“Nasıl yaşamak istediğimizi bilmek en acil olan ve bu nasıl’ı sürdürmek yaşamın kendisi kadar önemli.”

“İnsan önce kendini kurtarmaya gayret etmeli, yardım alabilmesi için.”

“Her şeyin bir yüzü var, kötünün ve iyinin.”

“İnsanın gençliğinde sevdiği bir kitap, gençliğinde onu ağlatan müzik, sevdiği sokaklar, dağlardaki bir patika ya da ormandaki bir ışık, her şey, her şey dünyanın bir parçası olarak ona aittir, kimse alamaz ondan bunları ve anımsandığında olağanüstüdürler.”

“İnsan, zavallılığı içinde kendi bildiklerine bağlanır, sanki sahip olduğu şeyler olmazsa kendisi de daha geçici olacakmış gibi.”

“Adam hastalığından söz etmişti: “Yürek ve beyin acılara dayanamayınca, başka bir şey aradılar kendilerini kurtaracak, o zaman ciğer öne atıldı. Hastalığımın beni kurtardığını biliyorum. Ama bilgim dışında gerçekleşen yürek ve ciğer pazarlığı korkunç olmalı.” Masal gibi geliyor kulağa. Başka bir dünyadan garip bir masal gibi ve gene de doğru, gerçek ve acı. Burada hasta ciğer, kurtuluştu. Hayır şaşırmamalı. Buna ağlamalı. Cesur olmalı ve yürekten sevmeli yaşamı ki böylesine büyük bir aşk karşısında erisin ve kendini kaçıştan kurtarsın…”

“Arkanızda sizi acılarınızdan kurtaracak kadar adımları taşıyan bir yol bırakmadınız mı hiç?”

“İnsanlar ve nesneler arasındaki bağlantı bizim algıladığımızdan daha yakın ve gizemlidir. Gariptir, sevincimiz çoğaldıkça insanlara yaklaşmak daha kolay olur. Kendimizi kötü ve acılı hissettiğimizde ise nesnelerle daha güçlü bir ilişki kurarız.”

“Her reklam biraz sahtekârlıktır. Ama keyifli ve eğlendirici bir sahtekârlık. Neşelendirir. Dünyanın istediği de budur. Teknik dinamiğin olduğu dünyamızın. Tıpkı bir caz trompetinin tınıları gibi yoldan geçenlerin gözlerinin önünden geçer resim ardına resim, peşinden gelir, onu geçer, onu şaşırtır, önüne geçer, kahkaha atar ve çatallaşır. Ve gürültü çıkararak amacına ulaşır.”

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on Facebook
Facebook
Share on Google+
Google+
Share on LinkedIn
Linkedin
Email this to someone
email

Fulden Ufacık

İstanbul Üniversitesi’nde işletme eğitimi gören Fulden, okuduğu kitaplar ile kitap sevgisi aşılamayı amaçlıyor. Onun istediği hayatınızdaki dertlerden beş dakika bile olsa uzaklaşıp başka dünyalara yelken açmanızı sağlamak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.