Romeo ve Juliet – William Shakespeare

Düşman iki aile Montague ve Capulet’ın çocuklarının aşk hikayesi karşılıyor sizleri. Çoğu kişinin adının duyduğu Romeo ve Juliet, aşkın tomurcuğunu herkese göstererek yeşertebilselerdi bu kadar ünlü olur muydu bilemiyorum.

Shakespeare’in eserlerini okurken yaşadığı dönemi düşünerek hareket etmek gerekiyor. Yaşanılan olayları günümüzdekiler ile karşılaştırarak okursanız onun şiirsel dilini fark edemeyebilirsiniz.

Bu kitabı sevmemin en büyük nedeni, birisine karşı nefret duygusunu hissettiğimizde, bu duygunun sevginin güzelliğini yok ettiğini çarpıcı bir şekilde göstermesi. Doyasıya yaşanabilecek bir aşk, nefretin kılıcı ile parçalara bölünüyor. Bu parçalar etrafa saçılıyor ve herkes nasibini alıyor. Bazı şeyler için geç kalınıyor, telafi edilemiyor.

Bazen bazı şeylerin daha net bir biçimde anlaşılabilmesi için trajedi olması lazım. Tıpkı Romeo ve Juliet eserinde yaşanılanlar gibi. Birbirini seven iki genç ailelerinin düşmanlığı yüzünden gizlice aşklarını yaşamaya çalışıyorlar. Her an kılıçların ortaya çıktığı, birbirlerinin adlarını duyduklarında nefret kusan iki aileye sevgi nasıl anlatılabilir ki?

Peki aşk nedir?

“Aşk dediğin, iç çekişlerin nefesiyle yaratılan bir duman. Dağıldı mı bu duman, sevenin gözlerinde ışıldayan bir ateş bırakır; incinirse ama sevenin gözyaşlarıyla beslenen bir denize dönüşür. Aşk dediğimiz şey nedir ki? Akıllıca bir delilikten, nefesini kesen bir kederden, seni koruyan bir mutluluktan başka ne olabilir ki aşk!”

Eser tiyatro metni olduğu için diyaloglar halinde kaleme alınmıştır. Ben Shakespeare’in eserlerini severek okuyorum ve kitabın sonunda bazı yaşanılanları düşünürken buluyorum kendimi. Romeo ve Juliet’te de nefretin birbirini seven iki kişinin aşklarına olan etkisini ve bazı şeylerin geç kalınmadan yapılması gerektiğini usta kalemiyle aktarmış. Geç kalındığında eski durumun olmayacağının güzel bir özetiydi.

Tiyatro metinleri okumaktan hoşlanıyorsanız mutlaka bu kitaba bakmalısınız.

“Bulunmak istemeyeni aramak boşuna.”

“Hiç yaralanmamış olan, yaralananın halinden ne anlar?”

“Amacını aşıp yanlış kullanıldığında, doğruluk bile dönüşebilir gerçek bir kötülüğe.”

“Sen de altınlarını al! İnsan ruhu için daha tehlikeli bir zehirdir altın. Senin satmana izin vermedikleri şu zavallı karışımlardan daha çok cana kıyar bu iğrenç dünyada!”