Yediler Teknesi – Abdullah Aren Çelik

Geçmişte yaptığı hataların ve yanlışların Eyüp’ün kaderini ve atacağı adımların belirlemesine şahit olacaksınız bu kitapta. Kemiklerin havada uçuşup yeryüzüne yağdığı bir kabus ile başlıyor kitap. Eyüp’ün kabusu aslında onun geçmişinin ve yaşayacaklarının da belirtisi. Hayat onun için akıp giderken bir sabah kapısının çalınması ile yaşamı bir anda değişir. Kapıda duran iki kişi ona mesajını iletirken yanlarında geçmişin kirli sayfalarını da getirmişlerdi.

Bu mesaj ile kendi günahları yeniden önüne çıkar Eyüp’ün. Bu günahlardan ve soruların cevabını bulmak için bir yolculuğa çıkması gerekir gerçek ve manevi olarak…

“Unutmak insanı kapkaranlık bir sessizliğe mahkum ediyor. Derin ve sessiz bir hüzün bu, geçmeyecek bir ağrı, susmayacak bir çığlık, bitmeyecek bir karanlık bu. Baktığım her yerde derin bir sis bulutuyla karşılaşıyor gözlerim. Zaman ve mekan anlamını yitirmiş. Hiç hatıram yok, hatırası olmayan bir insanın aklı olur mu? Hatırası olmayanın inancı olur mu?”

Eyüp ne yapacaktı? Yaşadıklarını unutmayı seçip -hiç yaşanmamış gibi- hayatına devam mı edecekti yoksa sahipsiz ölülerin kemiklerinden bir tekne mi yapacaktı?

Eyüp geçmişteki günahlarını affettirmek ve yolculuğun en doğru şekilde olması için altı kişi bulmalıydı. Kendisi ile yedi kişilik bir yolculuğa çıkarak soruların cevabını bulacaktı. Peki bu altı kişiyi nasıl bulacak ve onları ikna edecekti?

Kitabın içerisindeki karakterler düşünülerek seçilmiş. Her birisinin farklı bir acısı mevcut. Bu acı ile yaşayan ve yeni bir hayat arayışında olan kişiler…
Bu kişilerin yaşadıkları ile aynı zamanda toplumdaki insanları da eleştiriyor yazar. Sessiz kalmanın güçsüzlüğünü, farklılığın insanlar için sadece bir gösterge olduğunu ve kötülüğün insanları getirdiği durumu olay örgüsü ile çok iyi bir şekilde yansıtmış.

“İnsanlar, sevdiklerini hatırlatacak bir eşyasına tutunuyor, haksız da değiller. Zamanın insanın elinden almadığı bir şey var mı?”

Yazar metaforlardan yararlanarak yaratılan yerin ve karakterlerin durumunu okuyucuya düşündürerek sunmak istemiş. Acı, aşk, günah, sevgi, yalnızlık ve dışlanma duygularını karakterlerine yedirerek ortamın kasvetine şekil vermiş. Yarattığı ülke ve siyasi yapı ile insanları uyarmak istemiş. Onlara bazı şeyleri önceden göstererek kararlarını etkilemek istemiş bana göre.

Eyüp’ün yaptığı içsel yolculukta kendinize de bir yer edinebilirsiniz. Böylelikle siz de geçmişini ve şimdiki zamanı sorgulayarak yeni cevaplar bulacaksınız. Eğer bu tarzda yazılmış hikayelerden hoşlanıyorsanız kitaba bakabilirsiniz.

“Sessizliğin aşk olduğunu, aşkın bir tür susma biçimi olduğunu bu dilsizlik hâllerimizden sonra öğrenmiştim.”

“İnsanın hikâyesi başkalarının onun adına karar vermesiyle değil, kendi adına kararlar almasıyla başlar.”

“Bazı acılar güvelerin halıyı kemirmesi gibi konuşa konuşa tüketilirken, bazı acılar karşısında sadece susulurdu ; hangi kelime bir babanın yüreğindeki evlat acısını anlatmaya yetebilirdi ki?”