Dağı Yerinden Oynatmak – Charlotte Perkins Gilman

Share

Kadınlar Ülkesi üçlemesinin ilk kitabı olan Dağı Yerinden Oynatmak eserinde bir toplumda kadının ne kadar önemli olduğunu vurgulayan bir ütopya karşılıyor sizleri.

Yazarın sosyolog olması da eserin hazırlanışında toplumun en alt tabakasından en üst tabakasına kadar ayrıntıların incelikle esere eklenmesini sağlamış. Kitabı okurken kadınların toplum için ne kadar önemli olduğunu yeniden fark edeceksiniz. Yazarın kitapta kadınların sadece anne veya eş olmak dışında birer insan olduğunu da göstermesi benim çok hoşuma gitti. Kendi ayakları üzerinde duran güçlü kadınları okumak ve onları hem sosyal hem de toplumsal hayatın içerisinde bulunması yazarın anlatmak istediği konuyu en iyi şekilde anlatmasını kolaylaştırmış.

“Kadının bir erkeğin eşi olması

, o erkeğin gerçek aşkı olduğunu ve evliliklerinin kanunen kanunen kayıt altına alındığını gösterir; ancak hayatı ve işi kocasına bağlı değildir. Kocasının artık ondan ‘hizmet bekleme’ gibi bir hakkı yoktur. Çalışan bir kadın -mesela Hallie gibi- ileride evlenince işini bırakmaz.”

Kitap, John Robertson’un Himalayalar’da kız kardeşi tarafından 30 yıl sonra bulunması ile başlıyor. Keşif gezisi için gittiği Himalayalardaki kayalıklardan düşen ve hafızasını yitiren John otuz yıldır oradaki insanlarla yaşamıştır. Bu otuz yılda dünyada birçok değişiklik olmuş ancak John hiçbirisini bilmeden ve tanık olmadan yıllarını geçirmiştir.

Kız kardeşi ve çevresindekiler de John’a yaşanan değişimleri anlatırken biz de o ütopyanın içerisinde kendimizi buluyoruz.

“”Bu genç kadınla evlenen adam çok mutlu olacak, ancak onun ‘sahibi’ olmayacak; o da bir hizmetçi anlamında karısı olmayacak.Çoraplarını yamamayacak ya da yemeklerini pişirmeyecek. Neden yapsın ki?”
“Kocasının bebeklerine de mi bakmayacak?”
“Hayır; kendi bebeklerine bakacak -ikisinin bebeklerine yani- sadece kocasının değil.””

Kitap 20. yüzyılın başlarında yazılmış. O dönemdeki kadınların kendi hakları için yaptığı mücadeleleri destek veren feminist yazar Charlotte Perkins Gilman, kadınların topluma kazandırılması ile toplumun refah seviyesinin arttığını yarattığı ütopya ile herkese göstermek istemiş. Aynı zamanda kadının bir birey olarak saygı duyulması gerektiğini de vurgu yaparak çocuk ve eğitimin önemine de dem vurmuş.

Serinin ilk kitabını severek okudum. İkinci ve üçüncü kitabı da baya merak ediyorum. Eğer güçlü kadınların bulunduğu ütopya türündeki kitapları okumaktan hoşlanıyorsanız bu kitaba mutlaka bakmalısınız.

“Gürültü, tıpkı kötü bir koku gibi rahatsız edici bir şeydir.”

“Herkes kendi potansiyelini en iyi şekilde değerlendirmek ister! Herkes -hemen hemen- eline bir şans geçse, daha iyi yerlere gelebileceğini düşünür!”