Sex and the City devam etmemeliydi!

(Not: SATC yeni sezona dair spoiler içerir.)

Sex and the City gitti yerine And Just Like That geldi…

Dizinin ilk devam filminde geçen ve SATC hayranlarının çok iyi bildiği bir cümle bu: And Just Like That. Filmin başında yıllarca süren dizi olaylarını özetlemişlerdi izlemeyenler için. Carrie Mr. Big ile aşklarını ve müthiş kavuşmalarını anlatırken “And Just Like That” demişti. Yeni dizinin adını da bu küçük ama anlamlı sözcük dizimine borçluyuz.

Keşke devam etmeseydi diye izledik her dakikasını ama izledik neticede. Zaten burada amaç eski hayran kitlesini hedef alarak iyi bir izlenme sağlamaktı, neticede öyle de oldu. Yıllardır Sex and the City’nin devam etmesinin hayalini kurduk. Bunun gerçek olamayacak kadar güzel bir hayal olduğunun da farkındaydık. İki devam filmi çekerek ağzımıza bir parmak bal çaldılar.

İlkinde yine çalkantılı Mr. Big ve Carrie dramasını izledik, ikinci filmde ise Abu Dhabi çöllerinde bir moda şovu seyrettik. Sadık izleyiciler olarak Sex and the City olsun da taştan olsun dercesine çekilen bu filmlerin suyunu çıkardık ve izledik.

Ama artık And Jut Like That adı verilen “reunion” tadındaki devam dizisiyle kabak tadı veren bir Sex and the City var karşımızda.

Sevgili Carrie’mize Mr. Big’in ölüm şokunu yaşatmışlar daha ilk bölümde. Fakat Carrie hayatının aşkını kaybetmiş biri gibi değil de istediği Manolo Blahnik ayakkabıyı alamayan biri gibi davranıyor. Biz seyirciler olarak Carrie’den daha çok ağladık bu duruma. Big ile evlenemediği için hayatı kararmıştı ilk filmde. Şimdi aynı adam öldüğünde ise durumu metanetle karşıladı. İlginçlikler bununla sınırlı değil elbette…

Cenazede Mr. Big’in sekreteri hıçkırıklara boğulurken Carrie mağrur tavrını koruyarak sanki partinin davetsiz misafiriymiş gibi rahatsız bir tavırla sandalyesinde oturdu durdu.

And Just Like That Episode 3: Release Date, Recap & Preview - OtakuKart

6 sezon boyunca izlediğimiz dizide başrol Carrie Bradshaw olmasına rağmen aslında Samantha Jones’muş. Samantha’nın gidişiyle dizinin rotası da kaybolmuş gibi. Hikâye nereye gideceğini bilemiyor, sıkışıp kalınca hop top yine Samantha’ya atılıyor. Samantha’nın dizide yer almayışına saçma bir bahane bulmuşlar ve 6 sezon boyunca izlediğimiz o eğlenceli, flörtöz, umursamaz ama arkadaşlarına son derece sadık bu ihtişamlı kadını kötü arkadaş ilan etmişler.

Dizide o eski tat yok, eğlence yok, ruh yok. Ve Carrie’nin her daim yazdığı köşe yazıları da yok. O köşe yazılarını seslendirmesiyle iç çekerek biten bölümler yok. İtiraf edelim defalarca not aldık o eşsiz cümleleri. Hayat dersi olarak cebimizde sakladık. (Ne kadar uyguladık, o kısım tartışılır. Ama her biri harika alıntılardı.)

Sex and the City adlı köşesinden okurlarına ilişki tavsiyeleri veren kendinden emin kadın gitmiş, yerine utangaç, hanım hanımcık ve yeni dünyaya uyum sağlayamamış bir Carrie gelmiş.

Cinsellik ve ilişkiler üzerine bir podcast yayını yapılıyor, konuşanlardan biri de efsanevi Carrie Bradshaw. Programın assolisti aslında Carrie olmalı. Çünkü kimsenin konuşmadığı şeyleri o cesurca dile getirmişti. Herkes ondan bir şeyler öğrendi. Ama gelin görün ki yayın boyunca tek yaptığı kıkır kıkır gülmek. Sevgili yazarımız artık podcast yayını yapan biri. Carrie’nin en sevdiğimiz özelliği olan yazarlığı artık gündemde bile değil.

And Just Like That...' review: 'Sex and the City' sequel comes off clumsy

Ama, neden?

Tamam tabii ki zaman değişti evet ama keşke bazı şeyler aynı kalsaydı…
Eskiyi hor gören, eskinin daha iyi ve ses getiren versiyonunu yaptığını sanan yapımcılar maalesef bu işi eline yüzüne batırmış.

Ağlama maratonu olarak başlayan dizi ‘ne alaka’ düşüncesiyle devam ediyor. Moda ikonu, ilişki uzmanı Carrie’nin yerinde yeller esiyor. İzlerken üstümüze bir battaniye alma isteği de sanırız bu esintiden kaynaklanıyor.

Özetle, üzdün bizi And Just Like That…