Kim Bu Tod A.?

“Zırıltı yerine gerçek müzik, eğlence yerine kıvanç,
Para yerine ruh, gelişigüzel etkinlikler yerine gerçek eylem,
Oyun yerine gerçek tutku arayan birine
Bu sevimli dünya yurt olamaz…”

Herman Hesse

“Standartsızlık”

3652_10151510795269291_40316899_n

Marilyn Manson, Rammstein, Deathstars; dünyayı sallamış endüstriyel rock/metal grupları. Hemen hepiniz duymuşuzdur. Lakin bu isimlerden önce, hatta bu isimlerin önünün açan, hakları popülaritesizliğe kurban gitmiş iki arkadaşımız daha var; nine inch nails ve cop shoot cop.

Nine inch nails 1988’de başladı mesaiye ve 90’ların başında kendi kitlesine ulaştı. Diğer emektar cop shoot cop üç cengaver tarafından 1987 yılında new york’da doğdu. Phil puleo, david ouimet ve adamımız tod ashley, namı diğer ‘tod a’. Röportajlarından ve yaşama stilinden çıkarım yapmaya kalkarsam biraz huysuz, uyumsuz ve huzursuz bir adam. Ama en önemli özelliği ‘standartsızlık’

Firewater

Uzatmayalım. İçindeki yenilik güdüleri yüzünden cop’dan ayrılır ve 1995 yılında yine gölgelerde kalacak ama gogol bordello, devotchka, beyrut ve balkan beat box gibi gruplara yine öncülük yapacak, içinde caz, punk, rock, ska, çingene müziği, klezmer, hint müziği ve tom wait’s tarzı kabare şiirlerin de bulunduğu dünya müziğinin çok farklı unsurlarına, kıyamet sonrası imgeli ve ölüm takıntılı sözler ekleyerek henüz baştan hesaba katılması gereken bir grup kurar: Firewater! Grubun gürültüsüz, kıyıda köşede kalmasının en büyük sebebi ise, tüm dünyaya tek tıkla ulaşılabilen bir dönemde müziğin bu prefabrik kutusuna pek uyum sağlayamadı.

“Depresif bir adam kendini gitar teliyle astı”

Tarih: 2 kasım 2004, George W. Bush, demokrat aday John Kerry’i geçerek ikinci defa başkan seçilir. Tod da “daha da durmam bu memlekette” diyerek dünya turuna çıkar. Hindistan, Tayland, Pakistan, Endonezya ve Türkiye.

Bu tarihe kadar Firewater, Get off the cross, We need the wood for the fire (1996), The Ponzi Scheme (1998), Psychopharmacology (2001), The man on the burning tightrope (2003), Songs we should have written (2004) adlarıyla 5 albüm yayımlanmıştır. Songs we should have written adlı (adından da anlaşılacağı üzere “keşke biz şeetseydik” dedikleri) şahane /cover albümlerinde tom waits’den ‘diamonds and gold’ ve en sivrileni ‘paint it black’ mevcuttur.

Yaptığı seyahatlerde bir çok çalgı ve etnik müzik kayıtları yapar. Rengarenk bir sirk merkezi gibi sarhoş ve anarşist dürtülerini, çok kültürlü bir rütbe olarak 2008’in ilk baharında ‘the golden hour’ albümünde yayımlar. “borneo” en eğlenceli, “electric city” en dikkat çeken, “paradise” en melankolik şarkıları olarak tarihe yazılır.

Ayrıca “three legged dog” şarkısının sonunda ise bir kadının türkçe olarak; ”yerel haberlere bakacak olursak, depresif bir adam kendini gitar teliyle astı. Polis raporuna göre, geriye bırakılan notta, ‘üzgünüm, ama bunların artık hiçbiri komik değil’ yazıyordu.” Dediğini duyarız. Kendisi de aynı şarkının klibinde türk bayraklı tişört giyerek boy göstermiştir.

Özetle tod aslında yarı bizden sayılır. O dönemki yavuklusu da türk. 2011 yılında iş birlikçisi sayılabilecek tamir muskat ile istanbul’a yerleşiyor ve bu şehri diğer memleketi olarak görüyor. (bkz: https://www.bloodshotrecords.com/artist/firewater -hometown kısmı-) akabinde de “international orange!” Albümünü yayımlıyor.

Hapse girmişliği var, sokaklarda elinde bira şişesiyle dolanırken gören var, babylon’da boy göstermişliği, babazula ile dirsek teması var. Doymak bilmeyen özgür bir ruh olarak dünyaya geldiği aşikar. Bu dünya kendisine yurt olabilmiş mi? İşte o muallakta.