Son Ada’nın Çocukları – Zülfü Livaneli

Son Ada’da yaşanılanlara bir çocuğun gözünden okumak ister misiniz? Cevabınız, evet ise sizi yazının devamına alayım.

Son Ada’nın Çocukları, çocuklar için yazıldığından -tabi bana göre herkesin okuması gerekiyor- dili Son Ada’ya göre daha sade. Bana göre on yaş ve üzerinde olan çocukların okuması gerekiyor. Çocuklar Son Ada’da yaşanılanları okuduğu zaman cahil halkın nasıl olduğunu, diktatörlük ve demokrasinin gerçek anlamlarını anlayacaklardır. Etrafında gördüğü veya duyduğu olaylara bakış açıları genişleyerek bakacak ve sorgulayacaklardır.

Kitap çocuklar için yazıldığından umudun varlığını, çocukların- veya insanların- iyiliği korumak için cesur olmaları gerektiğini dile getiriyor Zülfü Livaneli.

Son Ada ile konusu aynı. Fakat ileride yaşanacak bazı olaylar farklı gelişiyor.

Son Ada’da martılarla insanlar iç içe huzur içinde yaşarken bu ada için beklenmeyen bir durum ortaya çıkar. Adadaki evlerden biri “Satılık” ilanı ile gazetede bahsedilmiştir. Bu durumun ilginç olmasının nedeni, bu adadaki insanların ülkenin kötüye giden durumundan kaçmak -bir nevi sığınmak için- bu adaya gelmeleri ve kimsenin bu evlerini satmamasıdır. İşte bu ilan sonucu artık emeklilik hayatına atılan eskiden ülkeyi yönetmiş Başkan bu adadaki evi satın alır.

İşte yaşanacak her şey onun gelmesi ile başlar. Huzur içinde yaşayan insanlar bir anda Başkan’ın dediklerini yapmaya başlayan, onun emrinden çıkmayan, “o ne derse doğrusunu söyler. Her şeyi bizim için yapıyor.” diye düşünen insanlara dönüşmeye başlayacaktır. Olaylar çığırından çıktığında bu olaylara sessiz kalmak istemeyen Ada’da yaşayan çocukların -Anlatıcı, Dilsiz ve Başkan’ın iki torunu- yaptıklarına, iyiliğin o güzel tınısına şahit olacaksınız.

Ses çıkarmanın önemine belki de büyüklere verilecek ders niteliğinde bir kitap. Direniş belki de küçük bir söz sayesinde çoğalarak ilerler.

Eğer çocuğunuz on yaşından büyükse mutlaka bu kitabı okusun. Hatta büyüklerin de okuması gerekiyor.

İçinizdeki iyiliği ve umudu kaybetmeyin.

“Bir yerde kötülük varsa, orada herkes biraz suçludur.”

“O çığlıkları hiçbir zaman unutmadım. Çünkü unuttuğum gün Başkan’dan bir farkım kalmayacaktı.”

“Şiir silahtan güçlüdür!”

“İyiler her zaman kötüleri yenecek kadar güçlüdür,” derdi. “Yeter ki, güçlerinin farkına varıp birleşsinler.”

“Unutma, en önemli şey kendi sesindir. Yazdıkların, dünyada hiçbir tarza, hiçbir modaya benzemeyecek kadar senin olmalıdır. Elin gibi, gözün, bakışın, gülüşün gibi senden bir parça.”