Balıkçı ve Oğlu – Zülfü Livaneli

Çoğu kişinin balıkçılık ile geçindiği bir Ege köyüne doğru götüreceğim sizi. Hayatlarını bir şekilde yaşayıp giden köylülerin, o bölgeye turistlerin ve göçmenlerin gelmesi ile yaşamları başka bir yöne doğru akmaya başlayacaktır.

Göçmenler için Avrupa’ya giriş kapısı olan Ege Denizi’nde yaşanan kaçak göç olayına bir de Zülfü Livaneli’nin kalemi ile bakacaksınız bu kitapta. Balıkçı olan Mustafa, balığa çıktığı bir gün göçmen cesetleri ile karşılaşır. Bu cesetleri sahil güvenliğe götürmek için teknesi ile yola çıkarken bir yunusun bir bebeği denizin üzerinde süreklediğini fark eder. İşte bu fark ediş Mustafa ve ailesinin hayatını değiştirecektir.

“Deniz ekmek kapısı, deniz hayat, deniz sevgili, deniz zalim, deniz suskun, deniz sevecen, deniz öfkeli. Bazen acından öldürür balıkçıyı, bazen de verdikçe verir. Deniz her olta sallayana, her ağ atana teslim etmez kendini. Her balığın mevsimini, yerini, geçiş noktalarını, oltasını, yemini, ağını, tutma tekniğini bileceksin tabii. Bazen, sandalla gezdirdiği meraklı adam gibi acemi şansı tutar ve karnından oltaya takılmış kocaman, kırmızı bir kırlangıç balığı da düşer tekneye ama böyle bir şans çok ender gelir.”

Deniz, ondan Denizi’ni alıp götürmüştü ve yıllar sonra ona bir Deniz göndermişti. Fakat bebeği nasıl saklayacaklardı? Belki de çözülmesi gereken en büyük soru buydu.

Yaşananları okurken bazen kendinizi denizin ortasında sallanan bir teknede, bazen Ege’nin buram buram kokusu ile gezerken, bazen de yaşamak için her şeyi göze alan kişilerin yanında bulacaksınız.

Kapitalizmin soğuk dalgası Ege’nin köylerine uğradığında köylülerin yaşadığı üzüntüyü de okuyacaksınız bu kitapta. Zülfü Livaneli toplumsal olayları kitaplarına serpiştirirken, kişileri ayaklandırmaya çağırıyor aslında. Onlara romanları ile sesleniyor, “Yanlış olan her olaya ses çıkarılmalı. Kenara çekilmeden elimizden gelen her şey yapılmalı.”

Toplum düzenine eleştirinin yer aldığı bu kitapta güçlü kadınların seslerini de duyacaksınız. Evladını kaybeden ve evlatları için kendini feda eden kadınların güçlü ayak izlerini ve gülümsemelerine şahit olacaksınız.

Yazarın dilini çok seviyorum. Ne yazsa okurum, dediğim yazarlardan birisi. Balıkçı ve Oğlu eserinde de Ege’ye doğru bir yolculuk yapıyoruz. Bu yolculukta yaşanılan her olayı farklı pencerelerden düşünerek adımlarınızı atmalısınız.

Mustafa ve çevresindekilerin yaşadıklarını mutlaka okumalısınız.

“Keşke insanlar da yunuslar kadar iyi olsaydı.”

“Her şeyin iyi yanı da var, kötü yanı da.”

“Deniz insanı denizde kalmalıydı, kara insanı karada.”