Huzursuzluk – Zülfü Livaneli

İnternet dahil hiçbir yerde tanıtım veya reklamını görmeyip Zülfü Livaneli gibi bir yazarın yeni çıkan kitabını direk olarak kitapçıda görme olasılığınız nedir? Gündemi takip etme alışkanlıklarınız benzer kaldığı halde gerçekleşiyorsa bu duruma birkaç kelime aramamız gerekebilir. Ne gibi mi? Hevessizlik, tekdüzelik ve hatta huzursuzluk.

huzursuzluk zulfu livaneli (1)

Anlatıcımız İbrahim’in ağzından yakın zamanda Amerika’da öldürülen çocukluk arkadaşı Hüseyin’i ve IŞİD’in elinden kurtularak Türkiye’ye kaçan Yezidi Meleknaz’ın hikayesini konu alıyor Huzursuzluk.

İstanbul’da gazetecilik yapan İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin’in cenazesi için Mardin’e geliyor ve onun hikayesine adeta Hüseyinleşerek dahil oluyor. Arkadaşının ölüm sebebini araştırmaya çalışırken  Meleknaz’ın izleri arasında kaybolan İbrahim için artık bu konu, hayattaki tek amacı haline dönüşüyor.

Ortadoğu’nun güncel sorunlarına ışık tutması beklenen Huzursuzluk, açıkçası konuya denizdeki bir su damlası kadar yaklaşabiliyor. Her tarafı kanayan yara olan bir coğrafya için bu sorunları romanla harmanlamak ne kadar zorsa, odaklandığı Yezidi çerçevesini de sadece birkaç ilginç gelenekten bahsederek geçiştirmesi kalan son beklenti kırıntılarınızı hızlıca tüketiyor.

Kitap içerisinde tanıtım bülteninde de geçen bir söz var:

Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz… Ortadoğu’nun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.

Haresenin, Ortadoğu için ne kadar geçerliyse Huzursuzluk’ta da Zülfü Livaneli için o kadar geçerli olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Konstantiniyye Oteli ile başlayan yazarın düşüşü Huzursuzluk’ta da aynen devam etmiş. Yılda bir kitap çıkartmak yerine Kardeşimin Hikayesi veya Son Ada gibi başyapıtların yazarını bize verse Livaneli nasıl olur?

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Tolga Erbak

1986 yılında Kırklareli’de doğan Tolga Erbak, ilk ve orta öğretimini aynı şehrin Lüleburgaz ilçesinde tamamladı. Eğitim yaşamına İstanbul Kültür Üniversitesi’nde işletme okuyarak devam eden Tolga, üniversite yaşamının ardından İngiltere’de dil eğitimini tamamladı. Bu süre zarfında online dergi EDergim’in genel yayın yönetmenliği, yabancı film/diziler için altyazı çevirileri ve çeşitli dergi & sitelere Formula 1 haber çevirileri yapıp köşe yazıları yazan Tolga, aynı zamanda Türkiye’de önemli yer tutan sözlük sitelerinden Limon Sözlük’ün de kurucusu. Tolga Erbak’ın 2010 yılında başladığı ilk romanı Gidecek Var, yaklaşık 1,5 yılda tamamlandı ve 2012′nin Aralık ayında, Cinius Yayınları’ndan çıktı. 2015 yılında Beykent Üniversitesi İşletme Yönetimi (MBA) bölümünde yüksek lisansını tamamlayan Tolga, yine 2015’te, internet kullanıcılarının değişen beklentileri çerçevesinde Limon Sözlük’ü yeniden konumlandırarak aktüel haber-eğlence sitesi Serinletici'nin kurulmasına öncülük etti ve halen Serinletici'nin genel yayın yönetmenliği konumunda yer alıyor. | tolga.erbak@serinletici.com

İlgili Yazılar:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>