Kafamda Bir Tuhaflık – Orhan Pamuk

Share

Not: Yazının spoiler seviyesi, okurken illa ki baktığınız ve kitabın girişindeki yer alan aile ağacından
görebileceğiniz seviyededir.

Mevlut. Bir roman
kahramanı düşünün ki hayatını size açsın. Açmak derken, gündelik rutinlerden
çok, 1968’den 2012’ye, 44 seneden bahsediyorum. Köy yaşamından başlayıp
İstanbul’a adapte olabilmeye çalışmakla geçen bir yaşam serili önümüzde. Birkaç
zaman atlamasıyla Orhan Pamuk da kronolojik sıradan önce bunu itiraf ediyor
adeta; “adapte olabilmeye çalışmak..”

Amcasıyla birlikte
İstanbul’a göç eden babasını, amcasının ailesinin aksine tek başına
destekleyerek büyük şehre geliyor Mevlut. Okul yıllarını babasıyla beraber
yoğurt ve boza satma işi ile birlikte yürütürken hayattaki ait olamayışlarından
ilklerini yaşamaya başlıyor çok kısa sürede.

Dört bir koldan işe
sarılan amcası ve oğulları Korkut ile Süleyman’ın aksine daha bir “bu bana yeter” havasında geçiyor Mevlut
ile babası Mustafa Karataş’ın büyük şehir imtihanı. Hırssız ama bir o kadar da
değerlere daha bağlı ve değişmeye direnen bir yaşam mücadelesi onlarınki.

Zaman çarkları dönerken
hayat Mevlut’u İstanbul’da yalnız bırakıyor asker dönüşü. Belki biraz Süleyman
destekli, ait olamayışlarından en büyüğüne oynayacak bir yanlış yönlendirmeyle Korkut’un
eşi Vediha’nın kardeşi Rayiha’yı köyden kaçırarak koşuyor. Yoksa Mevlut
basitçe, en küçük kardeş Samiha’nın adını mı bilmiyor?

Başta aşık mı olunur,
yoksa evlendikten sonra mı birisine aşık olunup sevilir? Mevlut (ve belki de hiçbirimiz)
bunu dahi cevaplayamazken yeni yol ayrımları ve belki de yeni bir on yıl
başlar.

Ne şehirleşme ne de başka
bir etmen Mevlut’un bazı yan işlerinin yanında bozacılığını yıllar yılı
sürdürmesine engel olamaz. Şehir baştan aşağıya değişirken Mevlut’un
değişmemesi ne kadar mümkündür? Bir kere gördüğün ve hayatını ona adamak için
can attığın bir insanla hayatını paylaştığın insandan hangisi ağır basar? Ya da
ikisi arasında seçim/karşılaştırma yapmak ne kadar adildir? İşin içinden
çıkamadan kurulan denge, denge midir?

Standartlarıma göre baya
uzun zamanda okudum Kafamda Bir Tuhaflık’ı. Çünkü
standartlardan uzak, baya uzun zamanı kapsayan bir kitaptı. Aile ağacındaki
herkesi, az sonra kapı açılıp içeri girse fazlasıyla tanımış olarak bulacağınız
kadar gerçek, dev bir dünyaya adım attığınızı hissettirecek kadar samimi her
şey. Kısacası hayatınızda güzel bir yeri hak ediyor Orhan Pamuk, Kafamda
Bir Tuhaflık ile. O tuhaflıkla yaşayacağınızı bile bile.

Tolga Erbak