Close

Bazen elimizde bir sihirli değnek varmışçasına sevdiğimiz kişilerin hayatlarına dokunmak isteriz. Dileklerini gerçekleştirmekten ve hayatlarını toz pembe hayallerle kaplama fikrinden bencilce bir heyecan duyarız.

90’lı yılların unutulmaz filmlerinden Clueless bize şımartılmış yanlarımızı nasıl törpülememiz gerektiği konusunda birkaç yaşam dersi veriyor.

Sevgili Jane Austen’ın Emma romanını modern şekilde beyaz perdeye uyarlayan bir film ile Serinletici Sinema Kulübü’nü açıyoruz…

Bencilce bir memnuniyet…
Cher, ayrıcalıklı ve gösterişli hayatının içinde keyif sürüyordu. Babası işiyle fazla meşgul olan bir avukattı. Evleri, kıyafetleri, arabaları her şey kusursuzdu. Bu sebepten olacak ki Cher hep kusurlu birini bulup onu baştan yaratmak isterdi. Mutsuz insanların hayatlarına dokunmaktan bencilce bir memnuniyet duyardı. Okulun en popüler kızı, babasının gözdesiydi; başka ne isteyebilirdi ki?

Ä°lgili resim

Fitil ateşlendi.
Öncelikle karnesinde düşük gelme ihtimali olan notlarla başladı. Bir öğretmenin mutsuzluğu elbette Cher’in de karnesine yansıyacaktı. Masum bir çöpçatanlık ile iki öğretmenin birbirlerine duydukları ilginin fitilini ateşledi. Ve gerçekten de işe yaradı, birbirlerini bulmaları imkansız olan iki kişi büyük bir mutluluğun içine düştü.

Ä°lgili resim

Josh ile nasıl baş edilir?
Bir sonraki projesi ise okulun en yeni öğrencisi Tia’yı baştan yaratmak olacaktı. Onunla ilgilenirken bir yandan da üvey abisi Josh ile baş etmesi gerekiyordu. Abisi değildi aslında kardeş bile değillerdi. Cher’in babası ve Josh’ın annesinin başından kısa süreli bir evlilik geçmişti. Evlilik bitmişti ama Josh bu yaşlı adamda bir baba sıcaklığı bulduğu için bu evin de bir oğlu olarak kalmıştı.

Ä°lgili resim

Katıksız dürüstlük…
Josh, tek derdi alışveriş yapmak ve partilere katılmak olan Cher’i acımasızca eleştiriyor, yaptığı her şeye göz deviriyordu. Üniversiteli bir genç olarak Cher’in yaptıklarını çocukluğuna bağlıyordu. Bir gün büyüyeceğini düşünüyordu. Aslında Cher’i genel olarak fazlasıyla sinir bozucu buluyordu. Geri kalan zamanlarda ise onu izlemek hoşuna gidiyordu.

‘Kırık Kalplerin Sorumlusu’
Josh kendi kafa karışıklığıyla meşgulken Cher de Tia’yı baştan yaratmıştı. Hatta ona uygun bir kısmet de bulmuştu. Her şey yolundaydı. Taa ki Tia için düşündüğü adayın kendisinden hoşlandığını öğrenene dek. Tia’nın kırık kalbinden kendisi sorumluydu, bunu düzeltmenin bir yolunu bulmalıydı. Bu yüzden de Tia başka birinden hoşlandığını söylediği zaman bir hayli sevindi. Bu kişinin Josh olduğunu duyduğunda ise büyük bir hezimete uğradı.

clueless ile ilgili görsel sonucu

Ruhunu ve hayatını değiştirmeliydi…
Sonrasında düşündü. Bolca düşündü. Yürüdü ve düşündü. En sonunda farkına vardı ki Josh’ı seviyordu, ona aşıktı. Bu aydınlanma anı beraberinde pek çok sorunu da getiriyordu. Değişmeliydi, ruhunu ve hayatını değiştirmeliydi. Bu basit bir şey değildi, yine de Cher tam bir görev insanıydı. Kalbinin derinlerinde uyumakta olan o iyi kız uykusundan uyandı ve nasıl biri olması gerektiğini ona gösterdi.

clueless ile ilgili görsel sonucu

Dinledi ve önemsedi.
Cher, ayrıcalıklı hayatını kötü durumda olan insanların yardımına koşmak için kullandı. Kendisinden aşağıda gördüğü kişilerle arkadaş oldu, onları dinledi ve önemsedi. Sorumluluk sahibi bir genç kadın gibi hareket etti. Bu bir rol değildi, olması gerektiği gibiydi her şey. Josh da Cher’deki değişimin farkındaydı ve oldukça hoşuna gidiyordu.

Ah Jane Austen…
Peki ama bu ikili nasıl bir araya gelecekti ya da gelmeliler miydi? Eğer Jane Austen okuduysanız, onun gerçekçi bir romantik olduğunu bilirsiniz. Birbirleri için yaratılmış olan insanları bulur ve sonra bu iki kişinin birbirini bulması için muhteşem bir olay örgüsü yazar. Uzun sürse de bilirsiniz ki o iki kişi birbirine kavuşacak. Tıpkı Emma ve Mr. Knightley gibi…

clueless josh and cher ile ilgili görsel sonucu

O zamanlara dönmek…
Modern bir Emma hikayesini izledik Clueless filmiyle. Gençlik trajedilerinden bir hayli uzak kalmış olsak da ara sıra o zamanlara dönmek iyi geliyor. Cher ve Josh’ın hikayesini izleyip de Jane Austen’ın ‘Aşkın özü kabalık değil midir?’ sözünü düşünmeden edemiyoruz.

clueless ile ilgili görsel sonucu

İyi seyirler…

Neval Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümü mezunu olan Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Neval, kamu sektöründe çalışırken bir yandan da Serinletici'de yaratıcı yönetmenlik görevini layıkıyla yürütüyor. Yaklaşık üç yıl önce Serinletici Sinema Kulübü'nü kuran Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. Bu yazıları yazarken hem yaşıyor hem de bir hayli eğleniyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.