Close

Kitabın içinde yer alan öyküler bağırıyor ama sessizce. Bu sesleri duymak isteyen kişilerin duyacağı bir şekilde kaleme almış öykülerini. Sanki öykülerin içindeki derinlikleri okuyucu elleri ile çıkaracak ve hayatına yeni bir tohum olarak ekmesini istemiş. Hayatın anlamını, sözcüklerin -belki sesli bir şekilde söylenen belki de sessiz bir şekilde dile getirilen- önemini, mesafelerin önemsizliğini (uzaklık ve yakınlık durumunu), rüyaların ve bu rüyadan nasıl uyanıldığını aktararak bir kişinin yaşamını irdelemiş. Yalnızlığın ne olduğunu, istenerek veya istenmeyen şekilde oluşan yalnızlığı, insan ilişkileri bakımından değerlendirerek kaybedilenlerin hatıraları ile bütünleştirmiş.

Öykülerde yer verdiği konular; yaşanılan bir olay veya durumdan etkilenen insanların yaşantısını anlatıyor.

Öykülerin içinde bulunan yaşamın izlerini okuyucunun anlayarak, yaşadığı hayatı öyküler yoluyla sorgulamasını istemiş. Benim tavsiyem bu kitabı bir anda değil de sindirerek okumanız. Okuduğunuz her öyküden sonra kendinizi sorgulayarak hayatınıza bakmanızı ve hayatın derinliklerinin aslında gözümüzün önünde yaşananlar veya yaşanamayan rüyalar olduğunu anlamanızı istiyorum.

Kitabın içinde on tane öykü bulunmaktadır. Bazı öyküler bölümlere ayrılarak okuyucuya sunulmuş. Öykülerin sonunu tahmin edemedim. Bu durum benim çok hoşuma gitti. Sanki yaşamın kendisini yeniden gözlerimin önüne getirdi.

Yazarın kendine has bir dili var. Kelime dağarcığının zengin olduğunu yazdığı cümlelerden anlaşılıyor. Farklı tarzlarda yazılmış ve sizi sorgulatacak öyküler okumaktan hoşlanıyorsanız bu kitaba bakmanızı öneririm.

Kitabın içinde bulunan on öyküden bahsetmek istiyorum.

İlk öykü Y u m r u. Kahramanın gözünden hayatın onun için ne anlama geldiğini, yaşadıklarını okuyoruz. Çoğu kişiden farklı düşüncelere sahip olan bu kişinin düşünceleri sizi etkileyeyim boğazınızda bir yumru oluşacak mı?

“Karşılaşmalar da kurgulanabilir.”

“İtiraf edemedikçe bir başka sıkıntı yaratır, bir başka kulp bulur onun peşi sıra giderdim eskiden. Karanlık iyi, kendine itiraf et.”

“İnsan, aklına yetmeyince düşüyor.”

İkinci öykü O Koku. Okuldan atılan Kemalettin’in berber çıraklığı yapmasını ve annesi ile olan ilişkisini okuyoruz.

“Anaların kokusunda bir şey vardı, hafızanın ayrı bir yerinde dururdu, unutulmayan bir şey. O koku taşınmazdı da sanki analarla yaşar analarla ölür giderdi.”

Üçüncü öykü Prefabrikler. Prefabrikte yaşayan bir çocuğun ağzı ile yaşadıklarını okuyoruz.

“İnsan kurulu bir yalnızlıkla mutlu edilebilir, itilmiş bir yalnızlıkla elsiz ayaksız bırakılabilir.”

Dördüncü öykü Eve Dönmeyen Hayvan.lar. Ailesi hayvancılık ile geçinen onun da kazancılık yaptığı hayatında, bir gece çıkan seslerle uyanması ile hikaye başlıyor.

“Bütün hikayelerde insanlar olmak zorunda değil. Konuşabildikleri için, anlatabildikleri için, bütün hikayeleri insanlar yaşamıyor.”

“Bazı anlara dahil değilim de yaşıyorum, bazı anların kayıtçısıyım, o kadar.”

Beşinci öykü “Hergün Rüya Görüp Dağların Karına Bakmaya Giderdim”. Yazıhanede ayak işlerine bakan bunun bir rüya olup bir gün biteceğini uman kahramanın yaşadıklarını okuyoruz.

Altıncı öykü Fotoğrafhane ve Geçimsiz Tarih Hakkında. Hikayenin içinde yer alan fotografların yazarda yarattığı etkiyi okuyoruz. Bu öykünün bir kısmında noktalama işaretleri hiç kullanılmamış.

“Yol görünce çaresi gitmektir.”

Yedinci öykü Kadir, Mevla ve Ayten. Ayten’e olan duygularını söylemekte geç kalan kişinin öyküsünü okuyoruz.

Sekizinci öykü Küçük Şehrin Kusuru. Öğretmen Kendal’ın yaşadıklarını okuyoruz.

Dokuzuncu öykü Mavi Gül Çiçek, Nişli Çiçek. İkili ilişkide yaşanan ilk buluşmayı, ikinci buluşmada yaşananları okuyoruz.

“Bazı kelimeler kulağına erişmeden rüzgara kapılıp uzaklaşıyor, bazı kelimeler seslendirilmiyor. Görüntü olabilen kelimelerin seslere ihtiyacı yok.”

“Yaşanmış an, kurgulanmış anın önüne geçiyor.”

“Hem uzağı görmek her zaman gözlerle mümkün değil, uzağı da yakınsar insan, mesafeler alt üst edilmişse bile, yakınsar.”

Onuncu öykü Ölü Kelebekler Evi. Kelebekler sanki ölmek için bu eve geliyorlar. Onların ölüsünü saklayan kişinin düşüncelerini okuyoruz.

“Giden durumun ve kalan durumun güç aralığı açık. Aynı kişinin hem gitmesi hem kalması hakkında.”

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on Facebook
Facebook
Share on Google+
Google+
Share on LinkedIn
Linkedin
Email this to someone
email

Fulden Ufacık

İstanbul Üniversitesi’nde işletme eğitimi gören Fulden, okuduğu kitaplar ile kitap sevgisi aşılamayı amaçlıyor. Onun istediği hayatınızdaki dertlerden beş dakika bile olsa uzaklaşıp başka dünyalara yelken açmanızı sağlamak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.