Hayal Meyal – Tarık Tufan

Yazar ile tanışma kitabım oldu Hayal Meyal. Duygu yoğunluğunun buram buram yaşandığı ve sonu ile sizi şaşırtan bir yolculuktu benim için.

Yaratılmış karakterler, hayatın içerisinde yer alan bilindik kişiler. Bilindik olması sizi kitaba bağlayan önemli bir unsur bana göre. Bundan dolayı kitabı okurken kendinizi kişinin yanında hissediyorsunuz. Böylece kitabın içerisine adımınızı atıyorsunuz.

Hayatta yaşanılan pişmanlıklar ancak ölüme yaklaştığımız anda ortaya çıkmaya başlar. Tıpkı kitabımızdaki karekterde olduğu gibi. Ölüm ile burun buruna gelindiğinde gizlenen anılar kendisini göstermeye başlar. Geçmiş ortaya çıkarak kendini belli ettiğinde bazı şetlerin eskisi gibi olması imkansızdır. Terk edilen biri veya bir yer artık geçmişin anısını sadece gösterir ancak değişim kendisini daha çok ortaya çıkarır.

“Terk ettiğiniz bir yere geri dönmek olanaksızdır.
Dönmeyi başarabilseniz de, oranın aslında bıraktığınız yer olmadığını fark edersiniz. Ne geri döndüğünüz yer o eski yer, ne de geri dönen sizsinizdir.”

Ölümün derin sularına dalan birisi için boğulmak beklenen bir şeydir. Bu boğulmanın ne zaman olacağını bildiği an ise düşündüğü tek şey sadece boğulma olur. Bu yüzden insan ne zaman öleceğini veya geleceği hakkında düşünmekten kaçınır. Tıpkı geçmişinden kaçtığı gibi…

“Ne kadar garip! Bütün insanlar öleceğini bildiği halde mutlu olmayı becerebiliyorlar. Ama ölüm tarihi ile ilgili bir zaman diliminden söz edildiği anda bir daha o mutluluğu yakalamanın imkânı yok.
İnsanın beş dakika içinde ölebilme ihtimali olsa da o süre içinde mutlu olmayı sürdürebilir. Yeter ki hiç bilmesin öleceğini! Ama on sene sonra bile öleceğini öğrendiğinde durum değişiyor.”

Hasta olan bir karakterin duygularını ve yaşadıklarını okuyacaksınız bu kitapta. Kitabı okurken kendinizi onun yerine koyarak okumanızı tavsiye ederim. Bu sayede düşüncelerini daha iyi anlarsınız. Geçmiş ile yüzleşme, geri dönüş, anılar, pişmanlıklar, hayatın sundukları ve aldıklarını bir karakter üzerinden yeninden fark edeceksiniz.

Yazarın dilini çok beğendim. Özellikle karakter analizini mükemmel bir şekilde okuyucuya sunuyor. Arayışın tınısını ve hayatın özünü bilindik, her yerde var olan bir karakter ile gözler önüne seriyor.

Yazarın kalemi ile bu kitap ile tanışabilirsiniz. Ben çok beğendim, diğer kitaplarına da bakacağım.

“Bize olanaksız gibi gelen onlarca şey başkalarının günlük hayatının bir parçası değil mi?”

“Gerçeklik ne kadar yalın bir yüzle karşımızda haykırırsa haykırsın, biz yine de kendi beklentilerimizin içten içe fısıldadığı yalanlara kulak kesiliyoruz. Yalanın yayılması nasıl da sinsidir Tanrım. Sizi ne zaman avuçlarına aldığını bilemezsiniz.
Kendi yalanlarınızın bile!
Kaldı ki insanın vücudunu, ruhunu zayıf düşüren en çok kendi yalanlarıdır.”

“Fark etmek acıtır.
Anlamak acıtıcı bir şeydir. Anladığınız anda geri dönemezsiniz hiçbir şeyden.”

“Bazı sorulara verilebilecek cevapların tümü insanlar için yaralayıcı ve hatta öldürücüdür. Çünkü öldürücü bir soruya verilebilecek hiçbir cevap, kendi içinde hayat barındırmaz.”

“Biliyor musun sonbahar gelince İstanbul susuyor birden?
Bu şehir sustuğunda en çok martılar hüzünlenir.
Ben bir şarkıyı arıyorum.
Ben bir şarkıyı arıyorum.
Ben bir şarkıyı arıyorum.
Ben seni arıyorum.”

“Kendi hayatım milletin ne düşündüğünden çok daha önemli.”

“İnsan bazen doğru kelimeleri, doğru cümleleri bulabildiğini zannediyor, henüz yaşanmamış anlara ilişkin. Oysa yaşanan an kendi sözlerini dayatıveriyor insana. Ağzınızı kitleyip, hiçbir planlanmış söze fırsat bırakmıyor. Bir fırtınanın ortasında buluveriyorsunuz kendinizi ve bir fenerin cılız ışığını görebilmek için gözlerinizi delice yorup etrafa bakınıyorsunuz.”

““Dikkat et evlat. Soracağın soru, alacağın cevaba hazırlıklı olmanı gerektirir.”
“Yani?”
“Yanisi şu cevabından hoşlanmayacaksan, kaldıramayacaksan hiçbir soru sorma!””