Alaybozan – Zeynep Tuğçe Karadağ

Öyküleri okurken bir yandan düşünecek diğer yandan ise ne olacağını merak edeceksiniz. Akıp giden dili ile okuyucuyu 11 öykünün içerisine çekiyor yazar. Birey ve topluma yapılan eleştirileri her öyküde buram buram hissedeceksiniz.

Yazarın dilini beğendim. Cümlelerin uyumunu ve ahenkini okurken kendimi sözcüklerin diyarında buldum. Yazar bu ahenki oluştururken okuyucuyu yormayan ve anlatmak istediği durumu en iyi şekilde anlayacağı kelimeleri özenle seçmiş.

“Yüzünü kaplayan örümcek ağıydı yaşam. Yalnızlığın yaratık gibi büyüdü yanında.”

Öyküler ilk cümlesinden itibaren kendisine çekiyor. Okumaya devam ettikçe öykündeki karakterlerin yanı başında oluyorsunuz. Öykülerin sonlarında ise düşünmeye başlıyorsunuz. İşte yazar bu farkındalığı okuyucunun yüreğini kondurmak için olayları özenle hazırlamış.

Öykülerin her birisinde insan duygusunun hayata olan etkisine şahit oluyorsunuz. Kimisinde kırgınlığın derinlerine giderken

http://aufweg.de/blogs/pharmacy/index.html%3Fp=37.html

, kimisinde haklı olmak isteyen insanları görüyor, kimisinde yalnızlığın soğukluğu ile ürperirken, kimisinde ise kızgınlığı ve çaresizliğin buruk tadını alıyorsunuz.

Yazar karakter seçimini özenle nakış gibi işlemiş. Her bir karakter ve karakterlerin duyguları öykünün işleyişine önemli bir katkı sağlamış.

“Bir tesadüfe günlerce çalışmayı, rastlantılar tasarlamayı, suyun içindeki ateşi uyandırmayı bıraktım.”

Öykülerin içerisinde dikkatimi çeken bir unsur da “kayıp” veya “eksik” olan bir şeylerin olmasıydı. Bu kayıp veya eksik dediğim durumlar insanın fiziksel veya zihinsel olarak etkileyerek hayatının yönünü değiştiren unsurlar. Hiçbir karakter mükemmel değil tıpkı hayat gibi..

“A güzel bir harf. Bas tonlarda. Canın acıdığında yanında, şaşırdığında yanında, sevindiğinde yanında. Tek harf çok şeyi karşılıyor.”

Bazı öykülerin içerisinde yer alan toplum eleştirisini de çok beğendim. Klasik kalıpları insanlara aşılmaya çalışan toplumu ve yapılacak bir şeylerin olmasına rağmen hiçbir şey yapmayan bireyi imgeler ile belirterek dikkat çekmek istemiş yazar.

“Karnımızı şişiren hisler, doğru sözcükleri kuşanıp açığa çıksaydı, mezarlıklar hesaplaşma yeri olmazdı böyle. Evlere gömülen sandıklar, açılmak için tabutların kırılmasını beklemezdi. Ölümün sağlaması olmazdı yaşamak.”

Öykü türünde kitaplar okumayı sevenlerin seveceğini düşünüyorum bu kitabı. Mutlaka bir şans vermelisiniz. ”