Film İncelemesi: Alice Through the Looking Glass

Wonderland (Harikalar Diyarı)’de olağanüstü maceralar yaşayan Alice, bu kez Wonder (Harika) adlı geminin kaptanlığına soyunuyor. 3 yıl süren dünya turundan sonra evine dönen Alice, daha ne olduğunu anlamadan kendini bir aynanın içinden Wonderland’e geçmiş olarak buluyor.

Mad Hatter (Şapkacı), hikayedeki en dikkat çekici karakter olduğundan olsa gerek, ikinci film onun üzerine kurulmuş. Ölen ailesinin geri gelmesini isteyen Mad Hatter, günden güne eriyip bitiyor adeta. Alice de bunun üzerine geçmişi değiştirmek için kolları sıvıyor ve soluğu Time (Zaman)’ın yanında alıyor.

Time ile fikir birliğine varamayan Alice, kromosfer denilen küreyi çalarak, zamanda yolculuğa çıkıyor. Tabii Harikalar Diyarı’ndaki herkesi tehlikeye attığını bilmeden… İlk filme göre karşımızda bir hayli duyarsız bir Alice var. Mad Hatter’ı kurtarmak uğruna Wonderland’in bulunduğu evreni riske atıyor. Ve şansın yardımıyla kendi dahil herkes, taşlaşmaktan kurtuluyor.

Bir kere etrafındaki herkes abartılı makyajlar ve kostümler içindeyken Alice’in makyajsız doğal genç kız imajı biraz sönük kalmış. Kocaman bir geminin kaptanlığını yapmasına karşın Alice’i hala bir çocuk masalının kahramanı olarak yansıtmaları pek de hoş olmamış. Oysaki her çocuğun büyüdüğünü anlayabilecek yaştayız her birimiz.

Alice in Wonderland’e göre, ikinci filmin altyapısı biraz zayıf kalmış. Filmdeki rengarenk karakterler bile bu zayıflığın üstünü kapatamamış. Film ile ilgili en beğendiğimiz nokta, zaman kavramı hakkında her birimize önemli öğütlerde bulunması…

‘Zamanı değiştiremezsin. Ondan ancak bir şeyler öğrenebilirsin’ tadında filmin içine yerleştirilen cümlelere hayran kaldık.

Özetle filmi ne çok beğendik ne de çok kötü bulduk. 3D farkını pek göremediğimiz Alice Through the Looking Glass’i sinemada Türkçe dublajlı izlemek zorunda kalmamız ayrı bir handikap!

Gişe kaygısı nedeniyle her animasyonu ya da hikaye uyarlamasını dublaj halinde vizyona sokmak, izleyiciye büyük bir haksızlık olmuyor mu sizce de?

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Kurtulmuş Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar:

3 Responses

  1. Tolga Erbak dedi ki:

    Ana hikayeden farklılaştığından olsa gerek, kurgu dünyasında da kurguya giriş derim ben buna!

    “Özetle filmi ne çok beğendik ne de çok kötü bulduk” ile olayı bitirmişiz zaten. Dublajsız seçenek bile olmamasını kınamayı bir borç bilirim 🙂

    • Neval Kurtulmuş dedi ki:

      Biraz sönük bir ‘harikalar’ filmi, biraz da zoraki bir hikaye yaratma çabası denebilir. Yine de izlediğimiz için pişman değiliz:)

  2. Sezin Nil Tufan dedi ki:

    Bu kadar mı olur, bu hafta gitmeyi kararlaştırmıştık!!!

    Yorumlara bakılırsa tam kafamda oluşan imajı sergileyecek. Ve hala gitmeye değer. Bu arada Sinema Kulübü değil di mi burası 😀

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.