Vazgeçemediğimiz 10 Yalan

Ne yazık ki çağımızın gerekliliklerinden biri haline geldi yalan söylemek. ‘Yalanımı sevsinler, yalansız dönmüyor dünya’ diye boşuna yazılmamış şarkı sözleri… Meraklısı çok, yutanı da çok. İşte Kill Bill görselleriyle süslenmiş haliyle en klişe yalanlar:

10- Senin üzülmeni istemiyorum.

En sıradan ayrılık cümlesi… Bu cümleyi söyleyen kişi, zekadan ve yaratıcılıktan yoksundur. Ve tabii dürüstlükten… Arkanıza bakmadan kaçın!

9- Hayır aç değilim.

Aç değilim diyen insandan korkun. Karşınızda bir kuzu çevirme yer o ‘hiç aç olmayan’ haliyle, şaşar kalırsınız. Dikkat edin de giderken buzdolabınızı yanında götürmesin.

8- En kısa zamanda görüşelim.

Bu cümlenin anlamı şu: Muhabbet uzadı, kısa keselim… Acı ama gerçek. Hiç görüşemiyoruz diye veryansın eden insanlar, aslında sizinle buluşmayı tercih etmeyen kişilerdir. Sorun yok, siz de bayılmıyorsunuz zaten.

7- Yarın hallederim.

Tembellik tehlikeli ve sinsi bir hastalıktır. Yarına bırakılan işler, ‘yapılmayacaklar listesindeki’ yerini çoktan almıştır. Ertelemeyin, yaparım deyip başınızdan atmayın. ‘Yarına bırakma’yı alışkanlık haline getirirseniz, iş yaşamında bir hayli zorluk yaşayabilirsiniz.

6- Dedikoduyu hiç sevmem, yorum yapıyoruz sadece.

Dedikoduyu kim sever ki zaten! Günahını alıyoruz insanların durduk yere. Oysaki yaşanmış bir olaydan bahsediyorduk sadece. Siz hiç uçan bir domuz gördünüz mü?

5- Sana bir güzellik gelmiş…

Üzülerek söylüyoruz ki kadın milleti olarak kıskançlık saplantımız var. Kendimizden daha güzel birini gördüğümüz an pençelerimizi çıkarıveriyoruz. Ne var yani dişlerimizi sıkarak değil de hissederek kursak şu ‘ne güzel olmuşsun’ cümlesini. Hanımlar kıskançlığa lüzum yok; bu dünya hepimize yeter…

4- Beş dakikaya oradayım.

Geç kalan insanların DNA’sına kodlanmış bir yalan. Ama masumane(!) bir yalan. Bazen 10 dakika, bazen de 20 dakika olabilir. Bu kişilere güler yüz göstermeyin; elini veren kolunu kurtaramaz bilmiş olun.

3- Hastaydım, arayamadım.

Yalan diye çığlık atmak istiyor insan duyunca. Tecrübeyle sabit, insanın isteyip de yapamadığı bir şey yok. Sabahtan akşama telefonlar elimizden düşmüyor; sosyal medya bizden soruluyor. Ama gelin görün ki komadaymış izlenimi yaratıyoruz. Buram buram yalan kokuyor!

2- Facebook’u kapatacağım.

Bu cümleyi her duyduğumuzda kenara 1 TL atsaydık, şu anda bir çift Christian Louboutin ayakkabımız olurdu. Lütfen kendinizi kandırmayın, siz insanların nerede ne yaptığını takip etmeden yaşayamıyorsunuz. Rol yapmayı bırakalım o halde…

1- Seni seviyorum!

Gelmiş geçmiş en saçma yalan. ‘Seni seviyorum’ lafını gerekli gereksiz yer ve zamanda kullanmak gibi kötü bir huyumuz var. Sevdiğimiz insanların sayısı bu kadar az iken, bu cümleyi sıkça kullanmamız ne büyük ironi değil mi? Daha az yapmacıklık, daha çok dürüstlük!

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümü mezunu olan Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Neval, kamu sektöründe çalışırken bir yandan da Serinletici'de yaratıcı yönetmenlik görevini layıkıyla yürütüyor. Yaklaşık üç yıl önce Serinletici Sinema Kulübü'nü kuran Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. Bu yazıları yazarken hem yaşıyor hem de bir hayli eğleniyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.