Close

Şu an yaşamakta olduğumuz süreci içimize yönelerek değerlendirebilir miyiz? Bugün Terapist Christophe André bizi iç dünyamıza bakmaya davet ediyor.

Sene içerisinde birçok defa kendimizi anlayabilmek ve rahatlamak için sanki tenha, sakin bir yerdeymişiz gibi düşünmek isteriz. Bugünlerde her ne kadar şartlar bizi mecbur kılsa da bunun için bir fırsatımız var. “İçimize bakabilmek için birçok yöntem var. Düşünmek ve hissetmek için harekete geçmeliyiz. Meditasyon yapabiliriz veya bir günlük tutabiliriz.”diyor ChristopheAndré.

Ayrıca André, birçok çalışmanın yazı yazmanın sağlığa faydalı olduğunu ve özellikle zor zamanlarda duyguları yatıştırmaya yardımcı olduğunu gösterdiğini hatırlatıyor. Hayat ile ilgili deneyimlerimizi kelimelere dökmek olayların ve ruh halimizin tutarlılığını arttırıyor. Eğer bunlar olmazsa tamamlanmamış ve belirsizlik içinde hissederiz. Acı verici olaylar hakkında konuşmak, düşünmek veya yazı yazmayı kıyaslayan bir çalışma, yazmanın ve konuşmanın, düşünmekten daha iyi olduğunu gösteriyor.

O halde neden bugün günlük tutmaya başlamıyoruz?

1. Kararlarınızı Şekillendirin: Deftere, bilgisayara, not defterine, kağıda… Hangisini seçerseniz seçin ilk sayfaya “……….. Günlüğü” diye başlayabilirsiniz. Bu giriş kendi kendinizle yapacağınız kontrat olacaktır. Günlüğünüzü bir oyundan resmiyete çevirecek olan sözün göstergesidir.

2. Günlük Yazmayı Ritüelleştirin: Günlük yazmak için özel bir alan (çalışma masası, mutfak masası, kanepe, yatak gibi) ve zaman dilimi belirleyin. Ritüel oluşturmak olayın devamlılığını sağlayacaktır. Mum yakabilirsiniz, müzik açabilirsiniz veya sevdiğiniz bir kıyafetinizi giyebilirsiniz. Bir kere bunları yapmaya başladığınız zaman bir daha bırakamayacaksınız! Son olarak yazmaktan hoşnut olacağınız bir kalem seçin.

3. Doğruları yazın: Güzel şeyler yazmaya çalışmayın ne hissediyorsanız onu olduğu gibi yazın. Yargılamak ve sansürlemek yok. Günlüğünüz size özel ve eğer tekrar okumak isterseniz bunu yapacak tek kişi siz olacaksınız.

4. İç dünyanızı yazın: Her zaman şu an tam olarak ne hissettiğinizi belirterek başlayın. Neler hissediyorsunuz? Detaylandırabilir, birkaç kelime ile nitelendirebilirsiniz.

5. Olumsuzluklardan arının: Sizi kaygılandıran, aklınıza gelen, sorun çıkartan, sinirlendiren şeyleri olduğu gibi yazın. Kabuslarınız, kaygılarınız, sorunlarınız, rahatsız eden olaylar ve kişiler… Hepsini yazın. Her şeyi yazmalısınız. İçinizde hiçbir şey kalmamalı. Ne suçluluk duyun ne de yazdıklarınızı filtreleyin. Sakinleşebilmenizin koşulu bu!

6. Zihninize Tekrar Getirmek: Eski veya yeni güzel anılarınızı sınırsız kullanma hakkınız var. Pozitif psikoloji bize olumlu anılarımızı sanki onları yeniden yaşıyormuşçasına hatırlamanın sanki olay ilk kez yaşanıyormuş gibi beynimizin aynı bölgelerini harekete geçirdiğini gösteriyor. Stresimiz ve kaygımız azaldığı zaman ilk önce olumlu duygular daha sonra olumlu düşünceler geliyor. Yazı yazdığınız alana gidin ve mutlu, ışıl ışıl olduğunuz bir anı düşünün. Bu olayı aklınızdan tekrar geçirin ve günlüğünüze yazın.

A vitória é um ponto de vista - O que existe é o instante ...

7. İçinize bakın: Psikiyatrist ChristopheAndré bunu içebakışa bir davetiye olarak gönderiyor. Bu durumu ben merkezlilik olarak değil kendini daha iyi anlamak için kendine eşlik etmek olarak düşünmeliyiz. İhtiyaçlarınıza ve arzularınıza göre birkaç içe bakış sorusunu aşağıda listeliyoruz. Bu soruları iyi düşünerek ve açık bir şekilde cevaplayın.

Sizi sabah yataktan kaldıran arzunuz nedir?
Kendinizle ilgili bildiğiniz özellikleriniz nelerdir? Onları nasıl kullanıyorsunuz?
Değiştirmek veya dengelemek istediğiniz kişilik özellikleriniz nelerdir? Neden bu özellikleri belirtiyorsunuz?
İyi anlarınızın değerini biliyor musunuz? Eğer hayır ise sizi alıkoyan nedir?
Büyük veya küçük her alanda elde ettiğiniz başarılarınızı listeleyin. Bunları mümkün kılan yetenekleriniz neler?
Az veya çok hayatınızda size yardımcı olan kişiler kimler?

8. Etrafınıza bakın: Bilgelikle ilgili tüm sözler etrafınıza bakın derler. Zen geleneği hatanın dikkatsizlikte olduğunu söyler. Batı kültüründe ise Tanrı’nın detayda olduğu söylenir. Bizi çevreleyen eşyaları, yerleri, nesneleri dikkatlice incelemeliyiz. İlginizi çeken bir nesneyi seçin ve aklınıza onunla ilgili ne geliyorsa yazın. Olabildiğince detaylı yazın. Sanki onu tanımayan, bilmeyen, görmeyen birine tarif ediyormuş gibi. İyi bir şekilde baktığımız zaman sıkılmak, bütününde veya sıradanlığında kaybolmak mümkün değildir.

9. Kendi biyografinizi yazın: Hayatınız bir roman. Üçüncü bir kişiye anlatıyor gibi düşünün. Bunu yapmanız aynı zamanda olaylar arasında bağlantı kurmanızı, tekrarları görmenizi sağlayacaktır. Düşüneceğiniz birçok şey çıkacaktır. Biyografinizi bir masal gibi, polisiye gibi yazabilirsiniz. Her türlü geçmişinizi tekrar yazabileceğinizi göreceksiniz. Olan olayları değiştirmeden, süslemeden sadece onlara bir anlam vererek ve yorumlayarak yazacaksınız.

www.psychologies.com.tr

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on Facebook
Facebook
Share on Google+
Google+
Share on LinkedIn
Linkedin
Email this to someone
email

Neval Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümü mezunu olan Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.