Koşmanın keyfini doyasıya yaşayın

Kısa sürede etkili sonuçlar elde etmenizi sağlıyor, neredeyse tüm kaslarınızı çalıştırıyor, yağ yakımını hızlandırıyor, stres seviyenizi düşürüyor ve tüm bunlar için hiçbir ücret ödemeniz gerekmiyor. Fakat pek çok insan koşu denince küçükken çok sevdiği ama zamanla araya mesafelerin girdiği eski bir arkadaşına rastlamış gibi hissediyor. Şimdi tüm bu önyargıları bir kenara bırakıp koşu parkurunun tozunu attırma zamanı. Ne de olsa eski dosttan düşman olmaz, değil mi?

Başlarken
Koşuya yeni başlayanlardansanız ilk hedefiniz uzun süre veya hızlı koşmak olmamalı. Bu gerçekçi olmayan hedefler pek çok koşucunun sakatlanmasına neden olabiliyor. Haftada üç defa, günde 20 dakika koşarak işe başlayabilirsiniz. Bu temponun zorlayıcı olduğu durumlarda yürümekten çekinmeyin. Dört dakika koşu, bir dakika yürüyüşle 20 dakikalık koşu seansını dört set halinde tamamlayabilirsiniz.

Koşu arkadaşı edinin
Her ne kadar koşu, takım sporu olmasa da bu diğer koşucularla birlikte egzersiz yapamayacağınız anlamına gelmiyor. Haftada bir veya iki kere bir arkadaşınızla koşmak koşu rutininize sadık kalmanızı sağlayabilir. Çünkü sorumluluk sahibi olduğunuz kişiler karşısında koşu seansını es geçip bir süredir adını duyduğunuz o yeni açılan barda eğlenmeye gitme ihtimaliniz oldukça düşük.

Önce kendinizi dinleyin
Uzmanlar, koşarken müzik dinlemek konusunda henüz net bir sonuca varamadı. Çünkü bazı koşucular müziğin kendilerini motive ettiğini, koşu sırasında sıkılmalarını ve kas ağrılarını odaklanmalarını engellediğini belirtirken; bazılarıysa müziğin dikkatlerini dağıttığını söylüyor. Bu konuda size en uygun yöntemi bulabilmek adına koşuya başladığınız ilk birkaç haftada iki yöntemi de deneyerek kendinizi test edin. Sonrasında ister kendinizi o tempolu müziklerin ritmine isterseniz de kalp atış ritimlerinize bırakın.

Çevrenizi keşfedin
Kış gelmeden önce olabildiğince açık havanın tadını çıkarmanızda fayda var. Bu yüzden koşu bandından ziyade açık havada koşmayı tercih edin ve düzenli olarak yeni yollar keşfedin. Egzersizinizi günlük bir rutinden çıkarıp böyle bir maceraya dönüştürmek koşu ayakkabılarınızla randevularınızı sıklaştırmanızı sağlayabilir.

Duruşunuzu keşfedin
Koşu sırasında ayaklarınıza bakmak ve vücudunuzun alt kısmına odaklanmak koşu verimliliğinizi düşürür. Bu yüzden koşarken üst bedeninize odaklanın ve sırtınızın düz, göğüslerinizin ileride, omuzlarınızın geride ve rahat olmasına dikkat edin. Ayrıca koşu sırasında kaslar aynı hareketi sürekli tekrar ettiğinden koşuya başlamadan önce kaslarınızı ısıtmanız oldukça önemli. Koşmadan önce 10-15 dakikanızı ısınmaya ayırarak sakatlık riskini büyük oranda ortadan kaldırabilirsiniz. Koşu sonrası gerilen bölgeleri köpük rulo yardımıyla rahatlatmak ise egzersiz sonrası oluşabilecek ağrıları azaltabilir.

Kendinizi ödüllendirin
Kendinize bir koşu programı oluşturun ve bu program doğrultusunda haftalık ve aylık hedeflerinize ulaştığınızda kendinizi ödüllendirin. Bu şekilde kendinizi ödüllendirmek hem hedefe ulaşmak için sizi motive eder hem de egzersizden keyif almanızı sağlar. Hedefleriniz konusunda ne aşamada olduğunuzu gözlemlemek adına hız, nabız, kalori ve zaman kontrolü sağlayan Runkeeper ve Runtastic GPS gibi telefon uygulamalarını kullanabilirsiniz.

Cosmopolitan

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Erbak

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.