Nostaljiye Neden Tutkunuz?

21. yüzyıl dünyası bir yandan beraberinde yepyeni teknolojik gelişmeleri getirirken, öte yandan geçmişin hayaletlerini peşimize takıyor. Dolaplarımızı işgal eden 90’lar modasının temelinde de bu ikilemin arasında kalmış olmamız yatıyor. Nostalji sevdamız, neden teknolojinin en yüksek seviyeye ulaştığı çağımızda zirvede? Sebeplerine birlikte bakalım.

Geçmiş günlere dönüp baktığımızda bir zamanlar hayatımızın ne kadar huzurlu ve mutlu olduğunu düşünürüz. Spice Girls’ün tekrar bir araya geleceğine dair çıkan dedikodulara kulak kabartırız, Gilmore Girls’ün yeni bölümleri çıktığı anda kendimizi ekranın karşısında heyecanla beklerken buluruz ve ‘90’larda Genç Olanların Bildiği Şeyler‘ listelerine bıkıp usanmadan bakarız.

Bu yüzden Nokia’larımızdaki Snake oyununun benzerleri iPhone ve Android’lerde indirilebilir durumda ve Reese Witherspoon, Legally Blonde (Bu Nasıl Sarışın?) filminin üçüncüsünün gelmesi gerektiğini savunuyor.

“Eskiler bize, çocukluk yıllarında yaşadığımız huzur ve özgürlük hissini hatırlatıyor. Hatıraları yad etmek, vücudun endorfin salgılamasını sağlıyor. İyi hissetmeyi sağlayan bu hormon, bir nevi bağımlılık yaratıyor. Bu yüzden The Notebook (Not Defteri)filmini bıkıp usanmadan 20 defa izliyoruz.”

RMIT Üniversitesi’nde popüler kültür dersleri veren Dr. Glen Donnar ise, bu durumun altında güvensizlik hissinin yatabileceğini savunuyor: “Hastalık veya ters giden durum karşısında geçmişin güvenli sularına dönüyoruz. İnsanların bugünlerini bırakıp geçmişe bakmaları günümüzdeki sorunlarını çözmelerine ve şimdiki kendilerini anlamalarına yardımcı oluyor. Hatıralarımız, bizi hayatımızın merkezi haline getiriyor.”

Southampton Üniversitesi’nden Profesör Constantine Sedikides ve Dr. Tim Wildschut, nostaljinin sosyal bağlarımızı güçlendirerek yalnızlık ve dışlanmışlık hissinden korunmamıza yardımcı olduğunu ve duygusal dengenin sağlanmasında önemli rol oynadığını belirtiyor. Her bayram sabahı maruz kaldığınız o sohbetleri düşünün. “Nerede o eski bayramlar…” diye başlayan cümleler herkesin kendi anılarını paylaştığı ve ortak hatıraların dile getirildiği sohbete dönüşür.

Bu sohbet, aslında hepimizin ‘bütünün birer parçası‘ olduğumuzu düşünmemizi sağlar.

Geçmişe Dönmek
New South Wales Üniversitesi’nden Dr. Mark Steven, nostalji tutkusunun yeniyi üretmeye engel olabileceğini ve bu nedenle toplumlara zarar verebileceğini belirtiyor. Yani huzuru ve mutluluğu geçmişte bulmak, bireylerin yeni fikirler üretmesine ve gelişime engel olabiliyor. Dr. Steven, Mark Ronson ve DMA’s gibi müzisyenlerin 60’ların soul ve 90’ların Britpop tarzı müziklerinden ilham aldığını ve bu şekilde tanınır hale geldiklerini belirtiyor.

Ancak bu müziklerin sanatsal anlamda geleceğe dönük hayallerimizi karşılamak konusunda yetersiz kaldığını iddia ediyor ve bu noktada, “Geçmişten başka yere bakamıyorsak daha iyi bir dünyayı nasıl hayal edebiliriz” sorusunu soruyor.

Cosmopolitan

Paylaşın!Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrEmail this to someone

Neval Kurtulmuş

Kocaeli Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema bölümünü bitiren Neval, İletişim Fakültesi radyosunda yayınlanan ‘Dört Köşe’ adlı programıyla, Aydın Doğan Vakfı 23. Genç İletişimciler Yarışması’nda, İşitsel Dal/Müzik Programı kategorisinde 1.'lik ödülü kazandı. Okuldan mezun olan Neval, medya sektöründe çalışmaya devam ederken Serinletici'de Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de başarıyla yürütüyor. Neval, Serinletici'de kültür-sanat, yaşam-eğlence üzerine yazılar yazıyor. | neval.kurtulmus@serinletici.com

İlgili Yazılar: